
Gökhan Dinç
Maç öncesi dedikodularıyla gölgede bırakılmaya çalışılan, sahadaki futbolcuların performansı için kocaman bir tebrik ile başlamak lazım. İlk yarısında Beşiktaş’ın rakibi karşısında biraz ezik bir oyun tercih etmesi, Fenerbahçe’nin ise Alex’in yokluğunda orta sahadaki üstünlüğünü olumlu paslara yansıtamadığı bir maç izledik. Tayfur Havutçu’nun kadro tercihine söylenecek bir söz yok. Bu kadar eksik ile ancak bu takım sahaya çıkar. Belki Edu’nun yerine Bebe veya Mustafa ile başlamak olabilirdi. Ama bu seçim için takımla hafta başından beri antrenman yapan o. Bu yüzden bu tercihe söz söylemiyorum. Benim sahadaki oyununa anlama veremediğim, Özdemir Asaf şiirleri gibi bir performans sergileyen Veli’nin takımdaki yeri oldu. Özdemir Asaf’ın şiirlerini anlamak için birkaç kez okumam gerekiyor da.
Rüştü Böyle istedi
Şans futbolun içinde var. Özelllikle de futbol şansına ben de varım. Ama kalecinizin kötü performansını kendi şansınız olarak değerlendirmek kısmında sıkıntı yaşıyorum biraz. Yediği birçok gol sonrasında, eli havaya zimmetli tepki gösteren Rüştü, derbiye de damgasını vurdu. Oyunun kontrolü Beşktaş’ın elindeyken, kapattığı köşeden yediği frikik golü yemesi, altı pas içinde kornerden gelen yumuşak topta boşa çıkmasının bir anlamı olmalı veya anlamsızlığı. Hatta bir bedeli.
Son olarak Kocaman’ın oyunun ilerleyen dakikalarında tüm kozlarını sahaya sürdüğünü görüp, bunu avantaja dönüştüremeyen Tayfur Hoca’ya bir sözüm var; temkini elden bırakmamak yerine cesur kararlar alsaydı sonuç çok farklı olurdu, hem kendi kariyeri için hem de Beşiktaş için...