26
Kasım 2020
Perşembe
Detay

Analize önem veren yeni nesil bir teknik adam: Ömer Erdoğan

15 Temmuz 2020 Çarşamba 20:55 - Son Güncelleme 15 Temmuz 2020 Çarşamba 21:17

Türk futbolu geçtiğimiz aylarda yeni bir teknik direktörle tanıştı: Ömer Erdoğan. İlk takımı Karagümrük'te futbolun taktiksel yönüyle ilgilenenlerin dikkatini çekti. O ilgili kesimden biri olarak ben de kendisini biraz araştırmaya başladım.

Ömer Erdoğan, Karagümrük'le çıktığı 12 maçın sadece 1 tanesini kaybetti; ilk maçıydı ve mağlubiyet golü 90+2. dakikada geldi. Daha sonra 5 galibiyet 6 beraberlik aldı. Şampiyon Hatayspor'a yenilmedi; Süper Lig mücadelesi veren BB Erzurumspor, Adana Demirspor, Altay gibi takımlardan puanlar aldı. Kendi tabiri ile 'yenilmeyen' bir takım oluşturmaya başlamıştı. Ancak basına yansıyan şekliyle, ekonomik sebeplerden dolayı Karagümrük'ten istifa etti.

Ömer Erdoğan, yardımcı grubuna önem veren bir isim.

Teknik ekibini kurarken eski futbolculardan ziyade futboldaki değişmeleri takip eden ve çağı yakalamaya çalışan isimlere yönelmiş. Bir numaralı yardımcı antrenörü Özhan Pulat. Bursaspor'da kendi antrenörü olan Pulat'la Ertuğrul Sağlam'ın ekibinde de beraber çalışmışlardı. Kondisyon kısmı Doç Dr. Mehmet Kale'ye emanet. Kendisi bir akademisyen. Antrenman, fiziksel uygunluk ve kinantropometri gibi alanlarda uzman. Yurt dışındaki birçok hakemli dergide bilimsel makalesi yayınlanmış ve 9 akademik kitapta da imzası bulunuyor. Bursaspor'da Paul Le Guen'in yardımcılığını yapmış İsmail Serbest ve Milli Takımların kaleci antrenörlerinden Nihat Yüksel de Erdoğan'ın ekibindeki dikkat çeken diğer isimler.

Gelin gerisini, Türk futbolunun yeni teknik adamlarından biri olan Ömer Erdoğan'dan dinleyelim.

"Tuchel, Klopp, Hiddink ve Favre'yi analiz etme şansım oldu"

Teknik adamlığa hazırlanırken Tuchel ve Klopp gibi önemli isimlerin antrenmanlarını takip etme şansınız oldu. Sizi bu idmanlarda etkileyen şeyler nelerdi? Kendi kariyerinizde bu çalışmaları nasıl uygulamaya çalışıyorsunuz?

Tuchel, Klopp, Hiddink ve Favre gibi hocaları antrenmanlarda ve maç hazırlıklarını yaparken izleme ve analiz etme fırsatı buldum. Tabii ki o isimlerin yaptıkları gerçekten takdire şayan. Kiminin oyuncu ilişkisi, kiminin antrenmandaki detaycılığı, kiminin rakip analizi üst düzey. Tabii oradaki çalışma prensiplerini burada uygulamak istesek, imkan ve fiziki şartlar göz önüne alındığında hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Zira tesisleşmeden, alt yapıdan gelen oyuncunun pozisyon bilgisine; yönetici sabrından, camia baskısına kadar saha içi işleri çok daha kolaylaştıracak parametrelerde bizden daha avantajlılar. Bizler de orada gördüğümüz doğruları uygulayabildiğimiz derecede uygulamaya çalışıyoruz.

"Nuri Şahin ve Mesut Özil'le sürekli temas halindeyiz"

Bildiğimiz kadarıyla Mesut Özil ve Nuri Şahin gibi dünyanın en önemli kulüplerinde oynayan isimlerle yakın ilişkileriniz var...

Nuri ile özellikle A Milli Takım sürecinde çok güzel bir abi kardeş ilişkimiz oldu. Benim gibi çok merak eden bir spor adamı olarak sorularıma sabırla cevap verip sağolsun gelişimime destek oluyor. Mesut Özil de hakeza. Kesinlikle bir dünya yıldızı egosuna sahip değil. Tek başına dünya futbolunda tırnaklarıyla bir yere gelmiş olgunlaşmış bir kardeşim. O da bana teknik adamlar ile kontak kurma ve teknik adam felsefeleri konusunda ciddi yardımcı oluyor. Buradan iki kardeşime de teşekkür ediyorum.

Ligin 5. şampiyonu Bursaspor'un unutulmaz kadrosunda yer alıyordunuz. Böyle bir şampiyonluğun bir kez daha gerçekleşme ihtimali var mı?

Bursaspor'un 2010 senesindeki şampiyonluğu bir şehrin varoluş mücadelesi ve başkaldırışıydı. Hiçbir şekilde o takımda para, pul ve imkan başarıda ana faktör değildi. Takımıyla, yönetimiyle, taraftarıyla, basınıyla davasına inanan bir şehrin başarısıydı. Günümüzde bu başarı ancak mali disipline ve imkanlara sahip olan, bunu da doğru kadro mühendisliğiyle birleştirebilen ekiplerde olabilir diye düşünüyorum.

"Dünya futbolunda iyi bir network ağına sahibim"

Bir teknik adam olarak hangi teknik direktörleri örnek alıyorsunuz?

Açıkçası dünyada kendini güncelleyen, farklı felsefelere kafa yorup hayata geçirmek isteyen tüm teknik adamları takip ediyorum. Kendilerine mutlaka ulaşıp, konuşma ortamı kuruyorum. Dünya futbolunda iyi bir network ağına sahip olduğumu düşünüyorum. Bu büyük teknik adamlarla kontakt kurup konuşma imkânımın oluşu bana büyük avantaj sağlıyor.

"Futbol felsefeni elindeki malzeme şekillendirir"

Kendi oynatmayı çalıştığınız futbolu nasıl tanımlarsınız?

Ben açıkçası herhangi bir hocanın yaptığı bir uygulamayı 'kopyala-yapıştır' yapma taraftarı değilim. Kendi takımıma ve kadroma uygun oyun anlayışını uygulamaya çalışırım. Benim hücum oyuncularım statik yapıdaysa Klopp'un gegenpressing uygulamasını yapmayla fazla uğraşmam çünkü oyuncularımın enerjisini topa sahipken kullanmasını isterim veya amiyane tabirle düz topçulardan kurulu bir takımım varsa bu ekibe topun karşısında iken doğru pozisyon almaya ve topa sahip olduğumuzda en doğru opsiyonları hazırlamaya yönelik çalışmalar yaptırırım. 2. bölgede agresif, rakibe yakın oynayan, kaptığı toplarla kanattan veya merkezde en kısa sürede gol bulmaya çalışan bir felsefeye sahibim. Bu doğrultuda bakarsanız Akhisar ve Erzurumspor gibi iki önemli deplasmanda bu tarz pozisyonları çalıştık ve golleri bulduk ama sonuç olarak elindeki malzeme de senin futbol felsefeni şekillendiriyor.

"Bazı maçlarda takım boyunu 28 metreye kadar düşürdük"

Karagümrük'teki 12 maçınıza baktığımızda baskı altında iyi oyun kuran, geçiş oyununu iyi oynayan bir takım dikkat çekiyor. Bu ilk teknik adamlık deneyiminizde nasıl bir oyun hedeflediniz, neleri doğru yaptığınız neler yanlış oldu?

Biz ilk önce takım boyu üzerinde durduk. Bazı maçlarda takım boyunu 28 metreye kadar düşürdük. Özellikle 60. dakikadan sonra oyun disiplinimizle takım mesafesine özen gösterdik. Sonrasında hem hücumda hem de savunmada sayıca üstün olmaya gayret ettik. Orta sahada Cristobal Jorquera da bizim takım disiplinimizde, yaptığı doğru servislerle sonuca gitmede işimizi kolaylaştırdı. Yanlış yaptığımız şeylere gelirsek. Özellikle önde olduğumuz maçlarda gereksiz şekilde rakibi kendi sahamızda çok karşıladık. Altay, Altinordu gibi maçlarda bunun faturasını ağır ödedik. Bunun üzerine çok çalışmamıza rağmen günün sonunda iki karşılaşmadan da 1 puanla ayrılmak zorunda kaldık.

"Ülkemizde özellikle genç antrenörseniz gösterilen sabır az oluyor"

Karagümrük'te 12 maça çıktınız, 21 puan topladınız ve sadece 1 yenilgi aldınız, o da ilk maçınızda ve 90+2. dakikada yediğiniz golle. Şampiyon Hatayspor ile Süper Lig'i hedefleyen Adana Demirspor'la Erzurumspor'a yenilmediniz. Bu performansa rağmen neden sizinle yollar ayrıldı?

Öncelikle benimle yollar ayrılmadı ben görevi bıraktım! Burada başkanımız bize bir şans verdi, biz de bu şansı elimizden geldiğince iyi kullandik. Sizin de söylediğiniz gibi yenilmeyen bir takim hüviyeti kazandık ama maalesef ülkemizde özellikle genç antrenörseniz tahammül ve gösterilen sabır az oluyor. Sadece saha içini değil saha dışını da yönetmeniz gerekiyor. Doğruları yaptığınızda evet, profesyonel ortamda takdir beklemek hayalcilik ama en azından bazı durumlarda anlayış ve motivasyon bekleniyor diyebilirim...

"Antrenörlük anlayışımda analize çok önem veriyorum"

Kazandığınız Giresunspor maçında ligin ortalamasının üzerinde pas yaptınız ama aynı şekilde kazandığınız Eskişehirspor ve Akhisarspor maçlarında ise lig ortalamasının altında pas sayılarınız var. Buradan ben şu sonucu çıkarıyorum; her rakibe göre ayrı plan yapıyorsunuz ve tek bir sisteme takılmak yerine rakiplere göre sistemler uyguluyorsunuz...

Tespitleriniz çok doğru. Tekdüze stratejilerden ziyade birkaç farklı plan üzerine kafa yoruyorum. Zaten oyun repertuarınızın gelişmemiş olması, oyun kalitenizi direkt düşürüyor. Bu sebepten birkaç farklı opsiyonunuz olmalı. Ben antrenörlük anlayışımda analize çok önem veriyorum. Birinci yardımcım Özhan Pulat analiz kökenli bir antrenör. Onunla rakibin minimum 10 maçını detaylı bir şekilde analiz ediyor ve tek tek notlarımızı alıp görüntüleri organize ediyoruz. Örnek verdiğiniz maçlardan gidersek; Giresunspor takımı bizim maça kadar çok iyi bir seriyle geldi ancak kadrolarının yoğun pres yapacak bir yapıda veya baskıyı maçın geneline yayacak yapıda olmadığını gördük. Bu nedenle sürekli set hücumuyla pas yapıp rakibi koşturmak istedik. Akhisar takımı ise inanılmaz bir hücum direncine sahipti. Her atakta bekleri de hücuma dahil ediyordu. Biz o hafta tamamiyle baskıdan çıkış çalıştık. Sürekli baskı yapan bir takıma karşı çözümler üretmeye kafa yorduk ve yoğun Akhisar hücumlarında topun karşısında iyi durup hızlı hücumlarla sonuca gittik.

"Sürekli duran toptan pozisyon sonuçlandırma çalışmaları yaptık"

Dünya futbolunda duran toplar çok önemli bir hale geldi. Karagümrük'teki 12 maçınıza baktığımızda lig ortalaması %18'ken sizin takımınız 12 maçın 10 tanesinde lig ortalamasının üzerinde duran top verimi almış. Siz bir teknik adam olarak duran topların futboldaki önemini nasıl anlatırsınız?

Günümüz futbolunda duran toplarda zaaf gösterirseniz cezasını çekersiniz. Ben duran toptan çok fazla gol atmış bir futbolcu olarak şunu söyleyebilirim; duran toplar çok özel bir fırsat sunuyor size. Bir sürü futbolcuyu ceza alanına sokabiliyorsunuz. Hem de önceden defalarca çalışabileceğiniz bir şey için. Bu doğrultuda ekibimle sürekli duran toptan pozisyon sonuçlandırmaya yönelik çalışmalar yaptık. Takımlar artık akan oyunda çok daha iyi savunma yapabiliyorlar. Bu da duran topların önemini bir kat daha artırmış durumda. Biz de her ayrıntıya dikkat edip hem defansif hem ofansif anlamda duran toplara ciddi mesai harcadık.

"Futbolun doğrularını uygulayabilmek için mücadeleme ortak olacak camialarda çalışmak isterim"

Kariyer hedefleriniz neler? Bundan sonraki adımınızı nasıl atmayı planlıyorsunuz ve kendinizi gelecekte nerede görüyorsunuz?

Kariyer hedefim konusunda klişe cümleler kurmak istemiyorum. Benim için futbol oynadığım dönemde çıktığım son antrenmana kadar birinci felsefem; daha iyi kafa vurmak, daha iyi markaj yapmak, daha iyi oyun kurmaktı. Antrenörlükte de aynı şekilde; hep iyiyi araştırmak, hep gelişmek ve üzerine koymak istiyorum. Futbolda mağlubiyetler, hüsranlar olabilir ama ben bu hisleri yaşarken bile mücadele ederek, savaşarak, gönül rahatlığıyla yaşamak isterim. Kariyer hedefim; en iyiyi yapacağım, kendimi en özgür hissedeceğim ve futbolun doğrularını uygulayabilmek için benim mücadeleme ortak olacak camialarda çalışmak...

Sıradaki Haber
İki farklı karakter: Agassi-Sampras
Yükleniyor lütfen bekleyiniz