31
Ekim 2020
Cumartesi
Detay

Eric Spoelstra'nın hikayesi

29 Eylül 2020 Salı 17:11 - Son Güncelleme 29 Eylül 2020 Salı 17:18  |  Kaynak : TRT SPOR

“Kendine güven! Çok çalışırsan yaparsın! Doğru zamanda doğru yerde olmalısın! Sabır!…” Miami ile bir kez daha NBA Finalleri’ne yükselen Eric Spoelstra’nın tüm bu kişisel gelişim klişelerini haklı çıkaracak bir hikayesi var.

-Sektöre bir girebilsem devamını getireceğim.
+Hayalim var ama nasıl başlayacağımı bilmiyorum
-Başarabilecek miyim?
+Deneyeceğim
-Her şeyi yaparım
+Elimden her iş gelir
-Azimliyim ama azim yetiyor mu?

Miami Heat ile büyük bir başarıya imza atarak NBA Finalleri’ne 5. kez yükselen Eric Spoelstra, muhtemelen gençliğinde tüm bu cümleleri kafasında defalarca yinelemiştir.

Çünkü bugün dünyanın tüm ülkelerinde yazıları yazılan, oyunu analiz edilen “yeni başrol”, bu sezon itibariyle “video sorumlusu” olarak girdiği bir kulübün efsanevi isimleri arasında... Hem de sadece 49 yaşında.
Spoelstra’nın hikayesi Amerika’daki çoğu genç gibi NBA hayaliyle başladı. Kolej döneminde Portland’da basketbol oynadı ancak seviyesini hiçbir zaman yükseltemedi. 

Sonra 1-2 sene şansını Avrupa’da denedi, olmayacağını anlaması da uzun sürmedi. 

NBA’in pazarlama biriminde yetkili olan babasına bir telefon etti. “Baba, ben NBA’de herhangi bir ekipte, herhangi bir işte çalışmak istiyorum. Antrenör olmak istiyorum ama ne olursa da yaparım” dedi. 

Üniversitelere yardımcı koç olabilmek için başvuran Spoelstra, hiçbir takımdan olumlu yanıt almayınca babasına danışmıştı. Babası Jon Spoelstra Amerika’dan duyduğumuz baba hikayelerinin çok dışında bir hareketle, Heat’in oyuncu direktörü arkadaşı Chris Wallace’ı aradı ve oğlu için iş istedi. 

Cevap da “tamam” oldu. Ancak Spoelstra’nın ne yapacağı belli değildi. Antrenör mü? Oyuncu direktörlüğü mü? Pazarlama mı?

Cevap: Video prodüktörlüğü. Bir bilgisayarın başında analizler yapmaya başlayan, maçlardan kasetler birleştiren, takımları değerlendirmek üzere antrenörlere yardım eden bir işe başladı.

İşin ilginci; ne videodan anladığı vardı; ne de bilgisayardan… İstediği tek şey, basketbolun çevresinde yer almak ve “bir gün” fırsat yakalamaktı. 

Spoelstra o günleri, “İlk yılımda video koordinatörüydüm. Amacım, basketbolla ilgili olsun ya da olmasın, yetkililerin çok farklı şeylerle bana gelmelerini sağlamaktı. Telefonu kaldırıp, “o” diyecekleri kişi olmak istedim.” diyor. 

Video odasından ise “zindan” diye bahsediyor. 

“Odam, Eski Miami Arena'nın içindeydi. Ofisin bir parçası bile değildi. Muhtemelen eski bir depodaydı. Bir video departmanı yapmaya karar verdiklerinde her şeyi temizlediler. Sadece VCR'ler oradaydı ve 'Tamam, burası video odası' dediler."

Tüm bu satırları okurken, “Ee Spoelstra’nın farkı ne ki?” diye düşünebilirsiniz.
O zamanlar Miami Heat’in başantrenörü olan Stan Van Gundy, bunu şöyle açıklıyor: O dönemler bir şey istediğimde işi layıkıyla yapacak iki kişi vardı. Biri yardımcım, diğeri de Spoelstra… Bize istemediğimiz analizleri getirir, üstüne konuşur, hep bizim çevremizde olurdu…”

Spoelstra, basketbolu bıraktığı, antrenörlüğe ve oyun sistemine odaklandığı yılların ardından Miami’de birçok farklı görevde bulundu. 2001’de ekibe girdi. Tarama koçluğu da yaptı, yardımcı antrenörlük de. 35 yaşında ise hayal ettiği koltuğu aldı. 

LeBron James, Dwyane Wade, Chris Bosh gibi yıldızları yönetti, 2 şampiyonluk kazandı. Hep “o anı” çok iyi yönetti. 

Dwyane Wade, Spoelstra’nın eleştirilmesi hakkında, “Bize liderlik etmesi için ona ihtiyacımız var. Ayrıca ona liderlik etmemiz için bize ihtiyacı olduğunu da biliyoruz. Bu bir takım meselesi. Her zaman çok fazla eleştirilecek. Çok fazla eleştiri alacağız ve bunu birlikte yapacağız. Eğer kazanırsak, bir dahi gibi görünecek ve harika basketbolcular gibi görüneceğiz.” demişti. 

İşler de neredeyse hep iyi gitti. Çok da eleştirildi ancak 2 şampiyonluk kazandı. 

Sonra takım dağıldı, o ise yeni bir takım kurdu. Beklentiler düşüktü. Yükselecek gibi de değildi. Bu seneye kadar. Play-offlarda muazzama yakın işleyen alan savunması oynattı, Butler-Dragic etrafında Adebayo, Herro ile birlikte pas oyununu mükemmel işletti. Ve sonunda da kariyerinin nereye gideceği belirsiz bir oyuncu topluluğu ile NBA Finalleri’ne yükseldi. Tam bir koç takımı oluşturdu. Her zamanki azimli edası ile…

Yani, en iyi bildiği iş tekrarladı, “yaptı.”

Not: Yazıda ESPN'in 2011 yılında yayımladığı şu makaleden alıntılar bulunmaktadır. 

Sıradaki Haber
Reyna'nın kolundaki dövmenin hikayesi
Yükleniyor lütfen bekleyiniz