29
Kasım 2020
Pazar
Detay

Jose Mourinho otobüsten ineli çok oldu

22 Kasım 2020 Pazar 18:39 - Son Güncelleme 22 Kasım 2020 Pazar 20:26  |  Kaynak : TRT SPOR

Tottenham Hotspur Menajeri Mourinho için 'defansif hoca' yakıştırmasının artık haksızlık boyutuna ulaştığını düşünüyorum. Evet, Mourinho'nun iyi defans yaptığı maçlar oldu ancak bir kariyeri bunun üzerine yıkmak doğru değil. Gelin anlatalım

Jose Mourinho, Tottenham'ın başına geçtikten sonra Guardiola'nın Manchester City'si ile iki defa karşılaştı ve iki maçı da 2-0 kazandı. 2010 yılında Şampiyonlar Ligi'ni kazanırken de Guardiola'nın Barcelona takımını elemişti. Daha sonra Real Madrid'in başına geçti ve Pep'in Barcelona ile La Liga'da sürdüğü hakimiyeti yıktı. Mourinho adeta Pep'in anti-tezi haline geldi.

Mourinho'nun üzerine yapışmış bir 'otobüs çekme' meselesi var. Kariyerinde 1000'e yakın maça çıkan, mücadele ettiği tüm kulvarlardaki kupaları en az 1 kere kazanan ve Real Madrid'le, Inter'le puan, gol rekorları kırarak şampiyon olan Mourinho'yu 'otobüs' simgesiyle defansif futbolun ikonu haline getirmek büyük haksızlık.

Inter'deki ilk senesinde 10 puan farkla şampiyon olurken Milan'la birlikte ligin en çok gol atan takımıydı. Inter'deki bir diğer şampiyonluğunda ise yine ligin en çok gol atan takımı olmuştu. Real Madrid'le geçirdiği ikinci sezonunda 100 puan ve 121 golle şampiyon olup rekor kırmıştı.

Mourinho takımlarını 'defansif' olarak adlandırmak biraz ön yargı biraz da hatıralarda kalan tat. Inter'in Barcelona deplasmanındaki futbolu başta olmak üzere Mourinho'nun 'daha hücumcu' takımlara karşı aldığı galibiyetler akılda daha çok kalıyor. Ancak Valencia'yı deplasmanda 6-3, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Tottenham'ı 4-0, Malaga'yı 7-0, Bilbao'yu 5-1, Deportivo'yu 6-1, Milan'ı 4-0, Roma'yı 4-0, Newcatle'ı 4-1, Palace'ı 4-0, Everton'ı 4-0 yendiği maçlar pek hatırlanmıyor.

Mourinho şu anda Avrupa'nın en büyük taktisyenlerinden biri. Manchester United'da 'başarısız' kabul edilse de FA kupasını, İngiltere Süper Kupası'nı ve UEFA Avrupa Ligi'ni kazandı. Ayrıca ligi de ikinci olarak tamamladı. Orada yaşadıkları bir oyuncu grubunu kendi futboluna ikna edememesiydi. Belki de Manchester United-Totttenham arasında geçen yaklaşık 1 yıllık dinlenme süresinde yenilendi. Şimdi Londra'da Mourinho 2.0 sürümünü izliyoruz. Yine büyük taktisyen ancak bu sefer daha iyi bir iletişimci. Instagram paylaşımlarından ve popüler belgesel All or Nothing: Tottenham Hotspur'dan da bunu anlayabiliyoruz.

Mourinho'yu Guardiola karşısında bir kez daha başarıya ulaştıran büyük taktisyenliği oldu. Topa sahip olması, pas oyunu ve rakip yarı sahaya yerleşmesiyle meşhur Manchester City'ye karşı doğru bir ana plan uyguladı: Alanları kapat, bağlantıları kopar ve hızlı çık. City'nin oyununda pas yapmanın felsefesi; her zaman oyunun oynandığı yerde rakibinden bir kişi fazla olmak, bir oyuncuyu boşa çıkarmak ve topu ona taşımak üzerine kurulu. Bu da aslında konsantrasyonun topsuz oyuncular üzerinde olmasını gerektiriyor. Tottenham da topun olduğu yerde değil, topun olma ihtimali bulunan yerlerde çok iyi ve rakibinden bir kişi fazlaydı.


Tottenhamlı oyuncular hem pası veren oyuncuyu, hem pası alan oyuncuyu hem de boş alanları kapatmaya çalışıyor

Böyle bir planın 5. dakikasında gol bulmak da pastanın kreması oldu. Tottenham adına savunmacılar dışında maç boyunca topa en fazla dokunan ikinci futbolcu Harry Kane'di. Ancak 'forvet' Kane maç boyunca hiç şut çekmedi. Buna rağmen sağ bek Aurier'den sonra en çok ikili mücadele kazanan isimdi. Tottenham'ın ilk golünde, Son'un koşması için alanı boşaltması ve 2 stoperi üzerine çekmesi, ikinci golde ise oldukça derine gelip kontra atakta istasyonda durması ders niteliğindeydi. Bu dersin hocası da tabii ki Mourinho.

Manchester City maçının bir başka yıldızı da Tottenham'a geldiğinden bu yana dikkat çeken Pierre-Emile Hojbjerg'di. City'nin tüm kurgusunu bozabilmek için De Bruyne'nin kilitlenmesi gerektiğini düşünen Mourinho bunun için Hojbjerg'i kullandı. Bir yandan müthiş pasör özellikleri olan Hojbjerg'in (Tottenham'ın en yüksek isabetli pas sayısına sahip ismi. City maçında da %94 pas isabetli ile oynadı) defansif bilgisi de üst düzeyde. Peki, 'defansif' futbol oynattığı söylenen Mourinho'nun Tottenham'ında en iyi defansif oyunu oynayan oyuncu Hojbjerg'i bu alanda geliştiren isim kimdi? Pep Guardiola. Hojbjerg ve Guardiola, Bayern Münih'te beraber çalıştılar. Hojbjerg, o dönemi şöyle anlatıyor: "Pep bana endişelerimden ve tereddütlerimden kurtulmam konusunda yardımcı oldu. Taktikler ve savunma futbolu hakkında çok şey öğretti. Bana doğru taktikleri anlattı ve tutku, zeka ve cesaretle nasıl oynanacağını gösterdi."

Mourinho, yukarıda sözünü ettiğim belgeselde şöyle diyor: "Ben oyuncularıma nasıl oynamaları gerektiğini öğretmem. Ben onlara, benim takımımda nasıl oynamaları gerektiğini öğretirim." Hojbjerg, savunma yapmayı Pep'ten öğrendi. Jose ise ona, Tottenham'da City'ye karşı nasıl savunma yapması gerektiğini öğretti. Belki iki ekol arasındaki farkı buradan okumaya çalışırsak daha adil oluruz. Aksi halde rekor gol sayılarıyla şampiyon olan Mourinho'yu salt 'defansif', futbolcularına önce savunma öğreten ve sezon öncesi kamplarının 15 gününü sadece savunmaya ayıran Guardiola'yı da salt hücumcu hocalar zannederiz. Oysa futbol bundan çok daha fazlası... 

Sıradaki Haber
Formula 1'e ilgi neden bu kadar arttı? 2000 doğumlu gençlere sorduk
Yükleniyor lütfen bekleyiniz