27
Şubat 2020
Perşembe
Futbol

"Dünya şampiyonluğunu yaşamadan ölmek istemiyorum"

09 Ocak 2020 Perşembe 14:19 - Son Güncelleme 09 Ocak 2020 Perşembe 14:25

Ampute Milli Futbol Takımı oyuncularından Barış Telli, "Dünya şampiyonluğunu yaşamadan ölmek istemiyorum." dedi.

Futbol topunun peşinde koşarken dört yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu sağ ayağını kaybeden milli sporcu Barış Telli, Anadolu Ajansı (AA) Spor Sohbetleri'nin konuğu oldu.

Meksika'da 2018'de düzenlenen Dünya Kupası'nda finalde Angola'ya penaltılar sonucu yenildiklerinde çok büyük üzüntü yaşadığını belirten Barış, "O kadar çok ağladım ki o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Ayağımı kaybettiğimden bu zamana kadar bu kadar ağlamamıştım. Dünya kupasını kaybetmek beni gerçekten paramparça etti. Dünya şampiyonluğunu yaşamadan ölmek istemiyorum." ifadelerini kullandı.

Barış Telli'nin spor kariyeri ve hedeflerine ilişkin sorulara verdiği cevaplar şöyle:

Ampute futbol denildiği zaman Barış Telli zihinlere kazınan bir isim. Kısaca Barış Telli kimdir?

Kendimi günlük hayatta pozitif yanları olan spora hep aşık, sporla kendini bütünleştiren biri olarak tanımlayabilirim. Küçük yaşlarda ayağımı kaybetmem sonucu beni spora, başta ailem sonra beden eğitimi öğretmenlerim teşvik etti. O şekilde spora başlamış oldum. İlkokulda ise cimnastik takımıyla spor hayatıma adım atmış oldum.

İlkokul sürecinizden bahsetmişken, öğretmeninizin bir yardım kampanyasıyla spor hayatınıza yön verdiğini biliyoruz. Bu hikayeyi bizimle paylaşır mısınız?

İlkokul üçüncü sınıftayken proteze sahip değildim. Derya ve Oğuz isimli stajyer öğretmenlerimiz protezimin neden olmadığını sınıf öğretmenime sorduklarında, ailemin maddi durumunun hiç iyi olmadığını öğreniyorlar. Daha kendileri üniversite öğrencisi olan stajyer öğretmenlerim benim için Kırıkkale'de bir kampanya başlatıyorlar. Böylelikle bana bir protez ayak sağlanmış oluyor. Ben daha sonra sosyal medyadan ve edinebildiğim telefon numarasını defalarca aramama rağmen bir türlü Derya öğretmenime ulaşamamıştım. Bir gün bana Derya öğretmenim, sosyal medyadan "Barış, o sen olmalısın, gülüşün hala aynı, hiç değişmemiş." mesajıyla dönüş yaptı. Ben de karşılık olarak gazetede güzel bir paylaşım yaptım ve kendisini 20 yıl sonra ziyaret ettim. O dönemde daha kendisi stajyer öğretmenken, böyle büyük bir düşünceye sahip olması gelecekte ne kadar iyi bir öğretmen olacağının göstergesiydi.

İlkokulda cimnastikten sonra futbola nasıl başladınız?

Ben evde zaten ellerinin üzerinde yürüyen, yatağın üstünde takla atan bir çocukluk geçirdim, hiperaktif bir çocuktum. Daha sonra ilkokula giderken de Nevzat Kankuş sayesinde cimnastiğe başlamış oldum. Cimnastik, motorik özelliklerimi geliştirerek ampute futbol, atletizm, tenis gibi sporları yapmamı sağladı. Farkına varmadan, oyuna dökmenin sevinciyle yapmış olduğum cimnastiğin, aktif olarak diğer branşlara çok büyük faydası oldu. Beden eğitimi öğretmenim Zeki Murat Altuntaş, derslerde zaten beni hep takip ederdi. "Ülkemizde bedensel engelli futbolu mutlaka olmalı" diye bir araştırma yapıyor ve Bedensel Engelliler Spor Federasyonuna ulaşıp "Bende öyle bir cevher var ki işlenmesi gerekiyor" şeklinde bir başvuru yaptığında hemen ampute futbola dahil edilmiş oldum. Bizzat Ankara'ya beni getiren ampute futbola başlamama sebep olan kişidir.

Futbol size neler kattı? Hayatınızı nerelere taşıdı? Size hangi kapıları açtı?

Futbol benim zaten aşık olduğum bir spor. Küçük yaşlarda bir futbol topunun peşinde koştuğum için ayağımı kaybettim. O günden beri hiçbir zaman hayallerimi kaybetmedim. Her zaman o dönemde yaşadığım hayalimi şimdi gerçekleştiriyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Futbol benim dünyam. Hiçbir zaman vazgeçmediğim, ne olursa olsun bütün sakatlıklara rağmen mücadele ettiğim, kim ne derse desin, hep inandığım bir spordur. Futbol bana birçok kapı açtı. Her şeyden önce milli takıma seçilip ülkemi temsil etmeme sebep oldu. Daha sonra gelecek nesillere dokunmamı sağladı. Bana ulaşan mesajlardan, hiçbir şeyin imkansız olmadığını rahatlıkla söyleyebiliyorum. İmkansız denilen terimi bir nevi yok etmiş oldum. İnsanlara ilham olabiliyorsam, öğrencilerime bu anlamda dokunabiliyorsam ne mutlu bana.

Futbol milli takımını da içine katarak sorduğumuzda hiç "keşke" dediğiniz, pişmanlık duyduğunuz oldu mu? Bunu böyle yapabilseydim dediğiniz… Olduysa bu durumlarla nasıl baş ettiniz?

Hiçbir zaman "keşke" demedim. Oynadığım kulüpler dahil olmak üzere hem takımımızı hem de milli takımımı hep üst seviyedeki şampiyonluğa taşımak için çok çalıştım. 30 yaşındayım, hala çok çalışıyorum. Kamp ve antrenmanlarımda hiçbir şekilde antrenmandan çalmadan hep üstüne koyup başarıya aç bir şekilde devam etmekteyim. Çünkü bu başka bir duygu benim için, zorluklarını çekebiliyorsun. İmkansızlıklara rağmen, insanların bakış açısını değiştirerek bu seviyeye gelmek hiç kolay değil ama ben de hiçbir zaman pes etmiyorum.

Günlük yaşamınızda futbol nasıl bir yer tutuyor? Formda kalmak için dün nasıl bir programınız vardı?

Önümüzdeki ay milli takım kampı Antalya'da düzenlenecek. Ampute Futbol Süper Ligi de devre arasında ama ben sürekli çalışıyorum, çift idman yapıyorum, beslenmeme dikkat ediyorum.

Nasıl bir antrenman yapıyorsunuz, Ankara'nın karlı ve soğuk havasında?

Spor salonlarını bana açan tesisler var, kendilerine çok teşekkür ediyorum. Sabahları 5 kilometre koşuyorum bantta. Öğlen saat 12.00'de okula gidip, akşam çıkıyorum. Akşam tekrar fitness antrenmanına giderek zamanımı hep sporda geçiyorum.

Süper Lig ile aranız nasıl? Tuttuğunuz bir takım var mı? Şampiyon adayınız var mı?

Açıkçası tuttuğum bir takım var ama yanlış anlaşılıyorum. Sonuçta ben milli takım sporcusu olduğum için bana göre bu ülkenin bütün takımları değerli ve önemli, ayırt etmiyorum. Şampiyon, gönül ister ki bu sene Sivasspor olsun. Farklı bir imaj olsun. Bir Anadolu takımının şampiyon olmasını çok istiyorum. Ama üç büyüklerin de şampiyonluğu bırakmayacağını düşünüyorum.

Süper Lig'de kendinize benzettiğiniz bir sporcu var mı?

Çocukluk yaşlarımda izlediğim, örnek aldığım sporcular var; karakter olarak İlhan Mansız’ı çok severdim. Mehmet Topal'ı, yakın bir dostum olan Hakan Çalhanoğlu'nu çok severim. Serbest vuruşlarını sürekli izlerim. Cengiz Ünder de çok hızlı, çok pratik bir sporcu. Başarıya aç bir insan olarak hala bir şeyler öğreniyorum; izleyerek, hayatlarını araştırarak.

Kendi tekniğini kime benzetiyorsun daha çok?

Beni hızım ve çalım tekniğimden dolayı Messi'ye benzetiyorlar ama küçük yaşlarımdan beri Ronaldinho aşığı olarak kendi oyun tarzımı ona benzetiyorum, örnek aldığım isim Ronaldinho oldu. Tabii Ronaldo'dan Messi'den, hepsinden bir şey öğrenmek bana mutluluk veriyor.

Aynı zamanda bir öğretmensiniz, öğrencileriniz var, bir eğitmen olarak gençlere nasıl bir yol haritası çizersiniz?

Öğretmen olmamda en büyük etken "Oğlum senin hayat hikayen gelecek nesillere dokunmayı gerektiriyor." diyen annem oldu. Zaten Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Antrenörlük Bölümü mezunuydum. Formasyon eğitimi alıp öğretmenliğe geçiş yaptım, annemin bu sözünden dolayı. Şimdi atanmış bir öğretmen olarak, öğrencilerimin geleceğine dokunmak bambaşka bir duygu, çünkü onlar çok saf düşüncedeler. Yeteneklerini tam keşfetme dönemindeler. Ben onlara sürekli bunu hatırlatıyorum. Evet ayağım yoktu ama her zaman bir futbolcu olma, ülkemi temsil etme, olimpiyatlara katılma hayalini düşünerek uyurdum. Şimdi öğrencilerime söylemenin mutluluğu bambaşka. Çünkü öğrencilerimin içlerindeki yetenekleri hatırlatmak, çıkartmak gerekiyor, bunun için elimden geleni yapıyorum.

Öğrenciler Barış Telli'den ders almanın anlamının farkındalar mı?

Evet farkındalar. Çok büyük bir hayranlıkları var. Bir idol olarak görüyorlar. Okula gittiğimde heyecanlanıyorlar, hemen koşup sarılıyorlar. Sevilmek, yol göstermek, yön vermek güzel. Benim öğrencilerime ilk sorum; bir hayaliniz var mı, ne olmak istiyorsunuz? Tek tek söz verip dinliyorum ve hatırlatıyorum; şu hayatta sizin ne istediğiniz çok önemli.

Milli takım hayaliniz nasıl?

Ampute Milli Futbol Takımı olarak geçmişten bugüne kadar hep başarılıydık. Hep üst düzeyde başarılarımızla ülkemizi temsil ettik. Adım adım yükseldik. 4 dünya üçüncülüğü, 2 Avrupa kupası şampiyonluğumuz, bir Avrupa şampiyonluğumuz, bir dünya ikinciliğimiz var. 2018 yılında Dünya Kupası Meksika'daydı. Uzatmaları dahi 0-0 biten ve penaltılarda kaybettiğimiz bir kupanın üzüntüsüyle o kadar çok ağladım ki o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Ayağımı kaybettiğimden bu zamana kadar bu kadar ağlamamıştım. Dünya kupasını kaybetmek beni gerçekten paramparça etti. Ama şunu da çok iyi biliyorum; biz Ampute Milli Takımı olarak çok güçlü bir ekibiz. Şimdi 2020 yılında Polonya'da gerçekleşecek Avrupa Şampiyonası'na ve sonrasında 2022 Dünya Şampiyonası'na hazırlanıyoruz. Dünya şampiyonluğunu yaşamadan ölmek istemiyorum.

Futbol sizi bırakır mı ya da siz futbolu bırakır mısınız?

Büyük bir sakatlık yaşamıştım. Doktorumun "Artık spor hayatın bitti." demesi beni çok üzmüştü. Ama ne olursa olsun pes etmedim. Hızlı bir şekilde tedavi olup bir yıl sonra Avrupa şampiyonluğunu yaşamıştım. Herkes, "Bıraktı. Bir daha yapamaz" gözüyle bakarken ben dönüşümü güzel bir şekilde sağlamış oldum.

Kaynak:AA