Tüm Ligler
Tüm Ligler
Süper Lig
TFF 1. Lig
Premier Lig
Primera Lig
Bundesliga I
Serie A
Ligue 1
9
Aralık 2019
Pazartesi
CANLI
Futbol

Omuz omuza 24 sene

03 Temmuz 2019 Çarşamba 09:07 - Son Güncelleme 03 Temmuz 2019 Çarşamba 09:13

Aykut Kocaman ve Fahrudin Ömeroviç... 1996’da İstanbulspor’da başlayan, bugün Konyaspor’da devam eden, tam 24 yıla uzanan bir dostluğun hikayesi...

Fanatik gazetesinde yer alan röportaja göre Aykut Kocaman ve Ömerovic birlikte 24. sezonlarına giriyor. 

Uzun yıllardır Türk futbolu için çalışan Fahrudin Ömerovic hem Aykut Kocaman ile yolculuğunu hem de Balkan futbolunun Türkiye ile uyumunu anlattı. 

"İstanbulspor'da kalmayı seçtim"

“Türkiye’ye 1992’de geldim, Kocaelispor’a... O zaman 3 yabancı oynayabiliyordu. Kuzmanovski, Mirkoviç ve ben vardım takımda. UEFA’ya gitme hakkı kazandık. Kocaelispor’dan 96’da ayrıldım, İstanbulspor’a transfer oldum. Ben gittiğimde kritik bir periyod vardı. Devreyi 13 puanla bitirmiş takımı hep beraber ikinci yarıda ligde tuttuk. Sonrasında hedefler büyüdü. Aykut Kocaman geldi, Oğuz Çetin, Sergen, Gökhan Keskin... Epey güçlü bir kadro kuruldu. 1997-98’de omzumdan sakatlandım. Kulüp bana 3 seçenek sundu. Yugoslavya’da 18 yaşında oynamaya başlamıştım. 9 sene Partizan forması giydim. Milli Takım kalesine kadar yükseldim. Arkamda iyi bir kariyer vardı. Devam etmek yerine ben de kaleci antrenörü olarak İstanbulspor’da kalmayı seçtim.”

‘Aykut hoca, Avcı ve ben...’

“Futbolu çok sevdiğim için antrenörlük zaten istediğim bir şeydi ve bu geçiş bir günde gerçekleşti. Antrenörlük kariyerim böyle başladı. Yani Aykut hocayla arkadaşlığımız daha futbol oynarken başladı. 2000’e kadar da oynadı zaten o, son 7 hafta oyuncu teknik adam oldu, ben de vardım. Aykut Kocaman, Abdullah Avcı ve ben vardım. Metin Türel hoca başımızdaydı, o ayrıldıktan sonra Aykut hoca göreve geçti. Abdullah Avcı ayrıldı ve kendine bir yol çizdi, onu da tebrik ederim. Çok başarılı işler yaptı. Kaleci antrenörü olarak ekibindeydim ama 2004’te bana 1. yardımcılık teklifi yaptı. Her zaman hedefleri büyük olan bir insanım. Profesyonelce, çalışarak, çabalayarak bir yerlere gelmek isterim hep. Bu yüzden o teklifi kabul ettim.”

‘Kendimi düşünmedim’

“Yardımcı antrenörlük çok geniş kapsamlı bir görev. İdman programları, oyuncu izleme, rakip analizi ve günümüzde içine giren birçok parametre... Burada hocanın yükünü azaltmak önemli olan. Deyim yerindeyse Malatya’da sağ kolu olarak başladık işe. Uzun zamandır çalışıyoruz birlikte. Her konuda iyi anlaşıyoruz. Sadece iş olarak değil, normal hayatta da bu böyle. Zaman zaman teklifler aldım. Elbette her insan kendi kariyerinde başarılı olmak ister. Geçen sene de Konya’dan teklif almıştım mesela. Ancak kendi kariyerimi düşünmek istemedim hiç. Yani anlaşamasak, sorunlar yaşasak insan belki böyle bir yol seçebilir. Fakat benim kendimi düşünmeme hiç gerek kalmadı. Çünkü hep iyi anlaştık. Aykut hoca bana çok büyük bir çalışma alanı bıraktı. Bu da ortaya iyi bir işbirliği çıkardı.”

‘İlk biz başlattık’

“Türkiye’de aslında bunu ilk Aykut hoca ile biz yaptık diyebiliriz. Herkesin kendi içerisinde elbette ekibi var. Ancak gerçek anlamda çok şey paylaşmak, yardımcı antrenöre mümkün olduğunca daha fazla alan bırakmak güvenmek, ilk günden bu yana böyleydi bizde. Benim fikirlerim, onun fikirleri, güven, inanç... Beraber gittiğimiz yolda ne kadar beraber aynı noktalara varabiliyoruz o önemli olan. Bizim birlikteliğimizde de bu çoğunlukla hep olumlu oldu. Ne konuşuyorsak maç öncesinde, hafta içerisinde, toplantılarda konuşuyoruz. Zaman zaman farklı da düşünüyoruz elbette. Bazen o, bazen ben haklı çıkabiliyoruz ama sonunda birbirimize her zaman güveniyoruz. Teknik direktör ne kadar alan bırakırsa yardımcı hoca o kadar kendini ispatlayabilir. Baskette de öyle. Obradovic’in yardımcısı mesela Avrupa’nın en kaliteli koçlarından. Kim ne kadar üretiyorsa o kadar iyi şeyler çıkıyor ortada.”

‘Göründüğü gibi değil’

“Aykut hoca dışarıdan sert görünebilir. Malatya, Konya, Ankara, Fenerbahçe... Çok anılarımız oldu, her yerde güzel şeyler de yaşadık. Zorlandığımız üzüldüğümüz şeyler de oldu. Stresli bir iş sonuçta. Ancak Aykut hoca dışarıdan göründüğü gibi değil. İş dışında eğlenmesini de bilen, yaptığı esprilerle herkesi güldürebilen bir insan.”

‘En güvendiğim kişi’

Aykut hoca ise kısa ve öz konuştu yıllardır bir an olsun ayrılmayı düşünmediği Ömeroviç hakkında: “1996’da İstanbulspor’da buluştuk, iki futbolcuyduk. Futbolculuğumun sonuyla antrenörlüğe geçiş kısmının her safhasında var Ömer hoca. Malatyaspor’a giderken ona antrenörlük hakkında görüşünü sordum, yapabileceğini söyledi ve o günden bu yana belki de en doğru tanımlama şöyle olacak; ‘Uğraşan, arayan, yaptıklarımızı analiz eden’ tarafta çok büyük rol üstlendi. Oyuna ait düşüncelerini sürekli yenileyerek, geliştirerek bugüne kadar gelişimde en büyük yapı taşı oldu. İstanbul dışındaki yaşantımız hep beraber. Uyku dışındaki bütün vaktimiz; takım, oyuncu, oyun konuşmakla geçiyor. Bu yüzden düşüncelerim onda, düşünceleri bende. Bakış açılarımız benzer. Hep ne yapabiliriz diyoruz. Futbol yaşantımdaki ve özel hayatımdaki en çok güvendiğim, dostum diyebileceğim insanlardan biri.”

"Bazen 24 saat bana yetmiyor"

"Benim hayatım futbol. 12 yaşımdan bu yana futbolla yaşıyorum. Çok büyük bir tecrübeye sahibim ama hala hiçbir şey bilmiyorum. Öğrenmenin yaşı yok. Öğrenmeye devam. Bazen 24 saat bana yetmiyor. Bazı şeylere yetişmek için. Antrenman organizasyonu, yönetimi, farklı araştırmalar, Avrupa’daki taktiksel değişimler nereye gidiyor? Başarılı takımların oyuncu profilleri nasıl? Bunların hepsini takip etmek için dediğim gibi bir gün yetmiyor çoğunlukla. Yarışta öne geçmek zor. Herkes kendisine göre doğru yapmaya çalışıyor. Ama ben herkesten ne kadar farklı bir şey yapabiliriz ona bakıyorum.” Farklılıklar peşindeyiz “Bizim takım kadar, Süper Lig, alt ligler, Avrupa takımları, farklı örnekler, üreten kulüpler, vizyoner düşünceler... Bunların hepsine gözatmaya çalışıyoruz. Beyin ne kadar farklı çalışırsa, bilgi toplarsa, bunu o kadar iyi kullanabilir.”

‘Balkanlar’dan gelenler farklı’

“O coğrafyaya baktığınızda yalnızca futbolda değil, diğer tüm branşlarda spora ne kadar yatkın olduklarını görürsünüz. Yaşadıkları savaşlar, zor yaşam koşulları mücadeleci genlere sahip olmalarını da sağladı. O bölgedeki sporcular yarışmayı, problem çözmeyi seviyor. Elbette kötüleri de var. Ancak genel profil bu. Avrupa futbolunu besleyen bir yer. Buradaki yaşam tarzına da çabuk uyum sağladıkları için tercihte öne çıkabiliyorlar.”

Kaynak: Fanatik