30
Mart 2020
Pazartesi
Detay

Mevkiler gibisin, değişirsin!

25 Mart 2020 Çarşamba 09:56 - Son Güncelleme 26 Mart 2020 Perşembe 10:28

Futbol özellikle son 10 yılda sadece ekonomik anlamda değil, saha içinde de değişti. Artık "libero" dediğimiz oyuncu tipi yok, "klasik 10 numara" ise çok az. Serkan Akkoyun yazdı.

2014 Dünya Kupası son 16 turu maçında Almanya ile Cezayir karşılaşıyor... Maçın henüz 8. dakikasında sol kanattan atılan uzun topa hareketlenen İslam Slimani 'savunmanın arkasına sarktığı için' sevinirken bir anda beklenmediği biriyle karşılaşıyor: Manuel Neuer! Adeta bir stoper gibi Slimani'yle ikili mücadeleye giren Neuer kayarak hamle yapıyor ve topu kornere gönderiyor.

Aslında bu sahne o dönem Bundesliga izleyenlere çok da yabancı gelmemişti. O dönem Guardiola'nın Bayern Münih'inde Neuer bir 'libero' gibi oynuyordu. Bir zamanlar Beckenbauer, Baresi, Fatih Terim, Ronald Koeman ve Lothar Matthaus gibi isimlerin temsil ettiği 'libero' mevkisi günümüzde artık yok. Savunmanın arkasında, kalecinin önünde oynayan ve forvetleri 'süpürüp' topu rahatça oyuna sokan liberoların yerinde şimdi 'kaleciler' var.

Ederson ya da Alisson gibi modern kaleci-liberoların üst düzey performansları, bir kalecinin elleri kadar ayaklarının da iyi olması gerçeğini ortaya koyuyor. Futbolun geldiği noktada artık taktikler kalecinin ayağından itibaren başlıyor. Paris Saint-Germain U19 Takımını çalıştıran Thiago Motta'nın 'geleceğin dizilişi' dediği 2-7-2'de kaleci de oyunun doğrudan bir parçası. Yani kaybolan liberolar, kalecilerde can buldular ve artık bir kaleci, sadece bir kaleci değil...

Futbolun 'kaybolan futbolcu tiplerinden' birisi de 'savaşçı orta sahalar'. Özellikle 1990'lar ve 2000'lerin ilk yıllarında İtalya'da oldukça popüler olan hırçın defansif orta sahalar, yerini teknik ve oyun zekası yüksek 6 numaralara bıraktı. Napoli Teknik Direktörü Gennaro Gattuso, saha içerisinde herkese kök söktüren bir isimdi. Rakiplerinden Juventus'un formasını giyen Edgar Davids de bitmek bilmez enerjisini, adeta bir pittbull gibi rakiplerine yapışmasıyla birleştiriyor ve kimsenin rakip olmak istemeyeceği bir defansif orta sahaya dönüşüyordu. Galatasaray forması giyen Felipe Melo da bu isimlerdendi. Türkiye için hala 'geçerli akçe' gibi düşünülse de, son Inter denemesi gösterdi ki modern futbol bu oyuncu yapısını yeterli bulmuyor.

Günümüzün defansif orta sahalarında başka özelliklere ihtiyaç var. Yeni 6 numaralar ya Lazio'lu Milinkovic-Savic gibi üst düzey oyun görüşüne sahip olmalı ya da Liverpool'un kaptanı Henderson gibi hem toplu hem de topsuz oyunda tempoyu hiç düşürmemelisiniz. Chelsea'nin oyunu Jorginho ve Kante gibi orta sahalar üzerinden kurması, Kante'yi Fransa'nın aksine hücuma geçişlerde kullanması da hep bu değişimin sonuçlarından.

Liberolar kadar olmasa da 'unutulmaya yüz tutmuş' mevkilerden birisi de 'klasik 10 numaralar'. Evet bir zamanlar Zidane'ı izlemek büyük keyifti... Alex de Souza, 89 dakika sahada görünmez 90. dakikada atacağı bir golle 3 puanı kazandırırdı ama Avrupa'da oyun temposu o kadar arttı ki, sahada hiçkimsenin diğerinin 'daha az koşmasını' ya da 'ikili mücadeleden kaçmasını' tolere edecek durumu yok!

Bu yüzden modern 10 numaralar, Luka Modric gibi hem defansif hem ofansif özelliklere sahip olmak zorunda. Eğer kadronuzda Pirlo gibi bir 'regista'nız varsa o zaman 10 numaranın eskisine de yenisine de ihtiyaç duymazsınız. Everton'da David Moyes, savunmanın önünün Mikel Arteta'ya emanet etmiş, forvette Tim Cahill'in arkasında ise Fellaini'yi kullanmıştı. Bu, değişen futbolda Fellaini'nin çok iyi bir 10 numara olmasından değil, Arteta'nın oyun yapısından dolayı bu bölge için ekstra yetenekli bir oyuncuya ihtiyaç duyulmamasından kaynaklanıyordu.

Futbolun geldiği noktayı görebiliyoruz; kaybolan liberolar, libero olan kaleciler, ihtiyaç duyulmayan eski 10 numaralar, sahte dokuzlar, 3'lü savunmanın yeniden kullanılmasıyla adeta birere 'haf'a dönüşen kanat bekleri... Futbolun geleceğini kestirmek ise oldukça güç. Kim bilir belki de gelişen teknoloji ile birlikte hayal bile edemeyeceğimiz mevkiler doğacak, vazgeçilmez sandıklarımız unutulup gidecek... Hep beraber yaşayıp göreceğiz...