28
Eylül 2020
Pazartesi
Detay

Türk işi Nagelsmann: Remzi Kahraman

10 Ağustos 2020 Pazartesi 10:15 - Son Güncelleme 10 Ağustos 2020 Pazartesi 10:47  |  Kaynak : TRT SPOR

5 dil bilen ve aldığı eğitimle dikkat çeken Alman ekibi Wolfsburg’un 25 yaşındaki genç Türk antrenörü Remzi Kahraman ile futbol, gelecek planları, antrenörlük, scouting ve alt yapılar üzerine sohbet ettik.

Kariyerine 18 yaşında 2. Bundesliga’da antrenör olarak başladı Remzi Kahraman… Bütün çocuklar gibi onun da en büyük hayali büyük bir futbolcu olmaktı. ‘Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır’ denir ya, Remzi Kahraman da o misal henüz 14 yaşında geçirdiği sakatlığın ardından futbola erken yaşta veda ederek işin ‘takım elbise’ kısmına konsantre olma şansı buldu. Herkesin bir hikayesi vardır, Remzi Kahraman’ın hikayesi de böyle başladı işte…

18 yaşında 2. Bundesliga ekiplerinden Wehen’den gelen teklifi değerlendiren Kahraman, “O dönem Bundesliga akademilerinde en genç antrenörlerden biriydim.” diyerek ekliyor. Kısa sürede rüşdünü ispat ederek 2 yıl sonra antrenörlük görevinin yanında, ‘Video ve maç analizi’ bölümünün de müdürü olan genç ismin yaşı henüz 20’ydi. Biliyorum, ben de bunları size aktarırken tıpkı sizin gibi hayretler içerisinde kalıyorum. Çünkü ne yazık ki ülkemizde Remzi Kahraman gibi genç isimler (Gerek futbolcu gerek personel) bunun hayalini bile kuramıyor, kurdurtmuyorlar…

Durmak onun lügatında yok. Hep daha ileri, en iyiye. ‘Türk Nagelsmann’ın ayak sesleri…

Yeşil sahalardaki kazanımlarının yanı sıra bununla yetinmeyen ve üniversitede, ‘Uluslararası spor menajerliği’ eğitimi de alan Kahraman, kendine yaptığı yatırımların karşılığını 22 yaşında Bundesliga ekibi Mainz’den gelen ‘scout’ (gözlemci) teklifiyle aldı. Teklifi kabul ederek göreve başladı ancak kendini geliştirmeye devam etti. Sevilla, Eupen, Wolfsburg, Stuttgart ve Bayern Münih gibi takımlarda staj yaptı, öğrendi, gelişti. Hiç durmadı... 24 yaşında UEFA A Lisansı’nı aldı. Tam da bu sırada Wolfsburg onunla irtibata geçti. Gelen teklif, antrenörlük ve futbol eğitmenliği içindi, kabul etti.

Son 1 yıldır Wolfsburg için çalışıyor ve çoğu zaman yurt dışında Çin, Amerika ve Meksika gibi farklı ülkelerde antrenör eğitmeni ve futbol antrenörü olarak görev alıyor. Bunların yanı sıra geçen yıl Almanların unutulmaz futbolcusu Pierre Littbarski (1990 Dünya Kupas şampiyonu) ile beraber Çin U14 Milli Takımını da çalıştırdı. Karşınızda ışıl ışıl parlayan ve belki de ‘Türk Nagelsmann’ olacak bir isim. Buyurun, biraz da onu kendisinden dinleyelim. Remzi Kahraman…

Türkiye’de genç olduğun için ‘tecrübesiz’ yaftası yapıştırılıp dikkate alınmayabilirsin. Ancak Almanya’da 24 yaşında Wolfsburg sana bu şansı verdi ve orada görev yapıyorsun. Bakış açısı olarak iki ülkeyi kıyasladığın zaman arada ne gibi farklılıklar görüyorsun?

"Geride kalan sezonda Bundesliga’da antrenörleri ile yollarını ayıran kulüplerin yeni antrenör arayışında hangi yaş grubunu baz alarak incelediklerini Türk futbolu ile kıyasladığımızda fark kendini belli ediyor. Örneğin Hoffenheim; sezonun son haftalarında hocaları ile yollarını ayırdıktan sonra ilk önce altyapıdan bir antrenörü birinci takımın teknik ekibine kattı ve geçen haftalarda Almanya üçüncü liginde çalışan, bugüne kadar 1. Bundesliga'da çalışmamış, 38 yaşında olan Sebastian Hoeneß ile anlaştı. Yine ligde kalma mücadelesi veren Werder Bremen, 37 yaşında olan antrenörünü bırakmadı. Süper Lig'de bu yaşta olan bir antrenör dört hafta puan sıralamasının alt kısmından çıkamamış olsa, eminim ki çoğu kulüp hemen onu gönderir daha yaşlı ve tecrübeli bir antrenör getirirdi. Demek istediğim; Alman kulüplerinin altyapıda çalışan antrenörlerine verdiği şansı Türk kulüpleri verse her sene antrenör değiştiren kulüplerin azalacağını ve yeni isimlerin daha çok çıkacağını düşünüyorum."

“Almanya Futbol Federasyonu, kulüplere ve antrenörlere lisansları alması için ekonomik olarak büyük destek veriyor”

Genç futbolcu yetiştirmenin yanı sıra kalifiye genç personel yetiştirmek de Alman futbol sisteminin kilit noktalarından. Ne gibi eğitimlerden, sınavlardan, uygulamalardan geçip üst düzey personel olma şansını yakalıyorsunuz? Kulüpler bu konuda size destek oluyor mu?

"Almanya’nın antrenör eğitim sisteminin Avrupa’nın en iyilerinden biri olduğunu Jürgen Klopp (Liverpool), Thomas Tuchel (Paris Saint-Germain) ve Julian Nagelsmann (RB Leipzig) gibi antrenörler her sene kanıtlıyor. Futbol eğitim sisteminde maç analizi, futbol taktik bilgisi, futbol oynama kalitesi, yazılı sınav ve en önemlisi olan antrenman yönetme yeteneği gibi sınavlardan geçmek zorundaydım. UEFA A Lisansı’nı almadan önce, sadece Almanya'ya ait olan ‘DFB Elite Jugend’ lisansına sahip olmak zorundasınız. Almanya Futbol Federasyonu, UEFA A Lisansı’nda en yetenekli antrenörler olması için böyle bir lisansı çıkardı. Bir antrenörün aldığı her lisans için Almanya Futbol Federasyonu, kulüplere ve antrenörlere lisansları alması için ekonomik olarak büyük destek veriyor."

“2000 yılı Alman futbolu için milat oldu. 14 yıl sabrettiler, alt yapıya yatırım yaptılar ve Dünya Kupası geldi”

Pandeminin ardından ülkemizde de kulüpler altyapıların yanı sıra gözlemcilik faaliyetlerine de büyük önem vermeye başladı. Almanya her ikisinde de öncü ülkelerden. Oradaki sistemin işleyişinden kısaca bahseder misin?

"Bu soruyu cevaplamak için önce Almanya’nın altyapısı ile ilgili 20 sene öncesine bakmak zorundayız. EURO 2000’de ilk turda sadece bir puan aldıktan sonra Almanya Milli Takımı elendi ve bir sene sonra Jürgen Klinsmann, Joachim Löw ve Matthias Sammer gibi isimlerle yeni bir eğitim sistemi kurmaya başladı. Bu yeni sistemin içinde profesyonel kulüplerin altyapıları için mecbur kriterler ve Alman futbol federasyonun her semt için düzenlediği antrenmanlar uygulandı. Yeni sistemin meyvesini 2014 yılında dünya şampiyonu olarak aldırlar. Takımda oynayan oyuncular da zamanında bu antrenmanlardan yetişmişti. Gördüğünüz gibi alt yapıya yapılan yatırım bir sene içinde sonuca ulaşamaz ve Almanya Futbol Federasyonu, 14 sene boyunca sabırla bekledi, devamlı alt yapıya önem verdi. Sonunda 2014 senesinde dünya şampiyonu olarak emeğin karşılığını aldı."

“Alt yapıdaki hocaların başarılarını ne kadar maç kazandıkları değil ne kadar futbolcuyu bir üst yaş grubuna yükselttikleri gösteriyor”

Alman kulüpleri yıllardır Avrupa’nın genç futbolcu deposu gibi… İspanya’da Sevilla, Belçika’da Al Eupen, Almanya’da Stuttgart ve Bayern Münih gibi kulüplerde staj yaptınız. Türkiye ile bu ülkeleri teraziye koyduğunuzda hangi etkenler fark yaratıyor? Bu ülkelerin yapıp bizim yapmadığımız neler var? Dışardan bir göz olarak nasıl değerlendirirsiniz?

"Sevilla'da staj yaptığımda sportif direktör ile konuşurken kendisi bana alt yapıda antrenörlerin sezon sonu aldığı sonuçların hiçbir anlamı olmadığını ve oyuncuların nasıl yetiştiğinin önemi olduğu söyledi. Belçika'da Claude Makelele'nin çalıştırdığı takımda ve Bayern Münih'in alt yapısında yaptığım stajlarda da aynı sonuçlara vardım. Bu kulüpler, alt yapıya yaptığı ekonomik yatırımı gelecek için bir yatırım olduğunu biliyor. Bu yüzden antrenörlerin başarıları ne kadar maç kazandıkları değil ne kadar oyuncuyu bir üst yaş grubuna yükselttikleri gösteriyor.

Size bir örnek vermek istiyorum… Norbert Elgert, Schalke'de 24 seneden beri U19 takımını çalıştırıyor ve Mesut Özil, Leroy Sane ve Ahmed Kutucu gibi oyuncuları çalıştırdı. Kariyerinde farklı profesyonel takımlarından teklif aldı ama yine de alt yapıda kalmayı tercih etti. Bunun sebebi ekonomik yönden ve Schalke yönetiminden aldığı destekten dolayı. Hiçbir zaman alt yapıdan ayrılmayı düşünmedi. Türk kulüplerinin altyapısında antrenörler en kıza zamanda başarılı olmak ve profesyonel takıma çıkmayı hedefliyor. Bu yüzden oyuncuları geliştirmeye önem vermiyorlar. Tabii ki ekonomik durum açısından profesyonel takımda çalışmak daha karlı olduğundan altyapıyı tercih eden antrenör yok. Bizim altyapıda sadece U15-U23 takımlarında UEFA Pro Lisans sahibi beş tane antrenör çalışıyor. Bu çoğu Alman kulübünde böyle."

Yabancı kuralı, genç oyuncu yetiştirmenin önünü açar mı? Oyuncu yetiştirmekle yabancı kuralı arasında bir bağlantı var mı?

"Yabancı kuralının ilk etkilerinden birisi Türk futbolcuların maliyeti ve maaşların yüksekliği oluyor. Bundan dolayı çoğu kulüp kalitesi düşük oyunculara yüksek maaş ve bonservis miktarı ödüyor. TFF’nin istediği hedefin bu olmadığından eminim. Bence yeni gelen oyunculara ödenen bonservis ve maaş miktarlarının aynı zamanda altyapıya yatırım olarak ödenmesi gibi bir kural çıksa bütün kulüpler paralarını nasıl harcadığını ve aynı zamanda altyapıya giden paranın nasıl kullanıldığını düşünmek zorunda kalır. Gelecek için önemli sorulardan birisi, ‘Kulüpleri nasıl altyapıya yatırırım yapmak için teşvik ederiz?’ olması lazım. Dünyada bonservis miktarlarının her sene arttığını görüyoruz. Gelecek senelerde altyapıya verilmesi gereken önemin her sene yükseldiğini göreceğiz."

“Scouting departmanı ilk önce bir kulüp için felsefe anlamında olmalı”

Daha önce ‘scout’ olarak da tecrübeniz var. Scouting maliyetli bir iş mi? Her yıl milyon eurolar saçan takımlarımız, iyi bir gözlemcilik sistemini oturtmasının maliyeti ne kadardır? Ne kadar zaman alır?

"Scouting departmanı ilk önce bir kulüp için felsefe anlamında olmalı. Athletic Bilbao, Ajax ve Sevilla gibi takımlara baktığımızda her biri kendi futbol felsefesini bulmuş ve buna yönelik scouting departmanı çalıştırıyor. Sevilla dünyada 70’den fazla scouta sahip ve bundan dolayı aldığı başarıları her sene görüyoruz. Ivan Rakitic, Dani Alves, Sergio Ramos ve Steven Nzonzi gibi isimleri çok büyük miktarlara satıyor ve devamlı kadrosuna genç, yetenekli oyuncular katıyor. Türkiye'de çok yetenekli ve genç oyuncuların olduğunu herkes biliyor. Bu durum özellikle son yıllarda daha da belli oldu. Kulüp başkanları scouting departmanın gelecek için bir yatırım olduğu anlamaları lazım. Her sene, sadece bir oyuncuya verdiği miktarı scouting departmanına ayırsa çoğu kulüp şu an mali açıdan daha rahat bir durumda olurdu."

“Bir oyuncuyu en az üç farklı scout izliyor, son kararı teknik adam ve şef scout veriyor”

Bir futbolcuyu değerlendirirken kullandığınız özel kriterler, programlar ya da analizler var mı? Oyuncu değerlendirilirken hangi aşamalardan geçiliyor? Bir oyuncu hakkında bir kanıya varmak için ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Onu ne kadar izleyip takip ediyorsunuz?

"Alman kulüpleri yetenek avcılarına çok büyük önem veriyor ve oyuncuları çok genç yaşta izlemeye başlıyor. Potansiyeli olan futbolcular sisteme kaydediliyor ve bu oyunculardan bir havuz oluşturuyoruz. Profesyonel takım için kullandığımız programları (Wyscout/Hudel) ve analizleri alt yapıda kullanmıyoruz. Alman Futbol Federasyonu genç oyuncuları korumak için ve genç yaşta kulüpleri değiştirmemeleri için maç raporlarında oyuncuların isimlerini yayınlamıyor. Mainz'de yetenek avcısı olarak çalıştığım zamanlarda bir oyuncuyu haftalarca takip ederdim. Sahada gösterdiği performansın yanında çok önemli olan karakterini analiz etmeye de çalışıyordum. Sahanın içinde diğer oyuncularla nasıl konuştuğunu, topu kaybettikten sonra nasıl reaksiyon gösterdiğini ve gol yedikten sonra nasıl devam ettiğini analize katıyordum. Bir oyuncuyu en azından üç farklı scout izliyor ve sonunda üçü aynı sonuca ulaştığında scouting departmanın müdürü oyuncuyu son bir kez izliyor. Son kararı antrenör ile beraber veriyorlar."

Victor Osimhen… Wolfsburg’un Nijerya’dan getirdiği ve devamından Charleroi’ye verdiği Nijeryalı golcü önce Lille’e ve 1 yılın ardından 50 milyon euroya Napoli’ye transfer oldu. Wolfsburg, Osimhen’i nasıl elinden kaçırdı?

"Victor Osimhen, Wolfsburg'a ilk geldiğinde kendisini geliştirmesi için şartlar iyi değildi. Charleroi'ya bir sene kiralık gittikten sonra satma kararı aldık. Futbolda sabırlı olmak çok önemli ve bazı oyuncuların yeni bir ülkeye, kültüre alışması zor oluyor. Tabii şimdi baktığımızda verdiğimiz kararın doğru veya yanlış olduğunu söylemek kolay, ama zamanında bu yetenekli ve genç oyuncuyu Nijerya'dan Wolfsburg'a getirme kararımızın doğru olduğunu söyleyebiliriz. Bugüne baktığımızda yaptığımız transferlerin çok iyi olduklarını düşünüyorum. Xaver Schlager ve Marin Pongracic gibi oyuncular takım için gelecekte çok önemli olacaklarından eminim."

Wolfsburg’da devam ediyorsunuz ama Türkiye’den bu konuda teklif gelirse değerlendirir misiniz? Kariyer hedefleriniz nelerdir?

"Wolfsburg'daki görevimde çok mutluyum ve genç yaşıma rağmen bana verdikleri güvenden dolayı çok minnettarım. Kendimi devamlı geliştirmek istiyorum. Bu sene UEFA A Lisansı’nın yanında Fitness Coach (Kondisyoner) lisansını da aldım. En kısa zamanda farklı kulüplerde, bu konuda eğitim almayı ve staj yapmayı düşünüyorum. Tabii ki Türkiye’den teklif gelirse değerlendiririm."

Sıradaki Haber
İnfografik: Selçuk Yula
Yükleniyor lütfen bekleyiniz