18
Haziran 2019
Salı
Diğer Sporlar

Bir belgesel izledi, hayatı değişti

28 Mayıs 2019 Salı 10:49 - Son Güncelleme 28 Mayıs 2019 Salı 09:58

TRT'de izlediği bir belgeselden hareketle profesyonel bir serbest dalış sporcusu olan Fatma Uruk, Temmuz'da bir rekor denemesi yapacak. Uruk "Evrenin çalışanı her zaman ödüllendirdiğini düşünüyorum. Yeter ki yola çıkılsın. Ben çıktım" dedi.

Fatma Uruk, serbest dalışta Türkiye'yi başarıyla temsil eden bir sporcu. 

TRT'de izlediği bir belgesel sayesinde bu spora başlama kararı alan Uruk, su altı ile İzmir'de çok küçük yaşlarda, ailesiyle birlikte deniz kenarında kurdukları çadır kampları sayesinde tanıştı. 

Bütün vaktini balıkları takip ederek, kayalık diplerine dalarak su altında geçirdi, derine dalmayı bu keşifler sırasında daha uzağa ve ileri gidebilme hissi ve merakıyla kendi kendine öğrendi.

Nefesini arkadaşlarından biraz uzun tutabildiğini farkettiğinde ise suyun altında daha fazla zaman geçirebileceğini düşündü ve yolu da açıldı.

Çocukluk tutkusunun aslında bir spor dalı olduğunu ise üniversite sınavlarına hazırlanırken farketti.

Gördüğü büyülü dünyaya bir an önce girebilme hevesiyle üniversite tercihlerini değiştirerek bünyesinde bir serbest dalış kulübü olduğunu öğrendiği ODTÜ’de okumaya karar verdi ve 2007 yılında ekonomi alanındaki eğitimi ile birlikte, lisanslı spor hayatına da başlamış oldu.

ODTÜ Spor Kulübü ile katıldığı ve profesyonel sporcularla yarıştığı ilk ulusal turnuvada Türkiye 3.lüğü elde etti ve milli takım kadrosunda yer almaya hak kazandığını söyledi.

Fatma Uruk, TRT SPOR'un sorularını yanıtladı.

Birçok farklı branşta yüzme imkanın varken serbest dalışı tercih etmendeki ana sebep nedir?

Aslında farklı branşlarda imkanım pek olmadı. Atletik bir yapım vardı ve spor yapmayı hep çok sevdim. Çocukluğum boyunca gittiğim her okulda öğretmenlerim beni bir branşa dahil etmek için çok uğraştılar fakat eğitimimden başka bir şeye vakit ve nakit ayıracak durumda değildik. İzmir’de yaşamanın avantajıyla yaz tatillerinde ailemle deniz kenarına gider kamp yapardık ve ben de o tatillerde kafamı suyun altından hiç çıkarmazdım. Tanıyanlar denizde dalıp kayboluyor korkuyoruz diyerek aileme şikâyete gelirlerdi. Meğer onlar benim ilk antrenmanlarımmış. Bugün daha derine daldıkça o yıllarda farkında olmadan bazı teknikleri denediğimi ve alışkanlık kazandığımı görüyorum. Daha sonraları TRT’de izlediğim bir belgeselde ise yaptığım şeyin aslında bir spor dalı olduğunu keşfettim. 17 yaşında üniversite sınavlarına hazırlanmaktaydım o zaman ve dedim ki ben bu sporu yapacağım. Üniversite tercihlerimi buna göre yaptım. Olimpik havuzu ve dalış kulübü olmayan okulları yazmadım. Tercihim Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden yana oldu ve bir yandan ekonomi eğitimi alırken bir yandan da öğrenci kulübümüzde dalış eğitimi aldım. Ne rastlantı ve mutluluk ki o zaman bana bu hayali kurdurtan belgeseli izlediğim kanala şimdi hayallerimi nasıl gerçekleştirdiğimi anlatıyorum. Umarım ben de bir gün çocukların ve gençlerin hayal kurmasına ilham olacak bir belgeselde yer alabilirim.

Birçok başarı elde ettin. Senin için en anlamlı olan hangisi?

Bir ulusal rekor, bir şampiyonluk, dünya sıralamasında ilk beşe girdiğim yarışmalar var fakat benim için en anlamlısı 2015 yılındaki paletli sabit ağırlık branşında elde ettiğim Türkiye ikinciliğidir. Evet birincilik değil ikincilik. Rekor değil, en derin dalışım değil ama en anlamlısı. Çünkü o zamana kadar neredeyse 15 senedir Türkiye’de derinlik branşında ulusal bir turnuva düzenlenmiyordu ve benim jenerasyonum yarışamıyordu. Yarışmadan haberdar olunca herkes gibi büyük bir heyecanla çalışmaya başladım. Ancak, yoğun bir iş günü ardından gittiğim koşu antrenmanında bayıldım ve kafama aldığım darbeler sebebiyle kronik vertigo oldum. Aynı sebeple tat-koku duyumu yitirdim. Doktorlar direkt bir etkisi olmasa da basıncın vertigomu tetikleyebileceğini düşünerek bir daha dalmamamı tavsiye ettiler. İlk defa gerçekten dalmaya korkuyordum. Yarışmayı bir kenara bırakıp sağlığım için yapmam gerekenleri yaptım ama bir yandan da sevdiğim şeyi bir daha yapamayacak olmam beni ciddi bir depresyona sürükledi. Aylarca evde oturmuş sadece bunları düşünürken görevli bir arkadaşım aradı ve sadece onlarla olmak için yarışmanın yapıldığı Kaş’a gittim. Ortamı gördüğüm anda içimde bir şeyler koptu. Son tetkiklerimi yaptırıp doktorumdan da gönülsüz bir onay aldıktan sonra yarışmaya girmeye karar verdim. Dizlerim titriyordu ve yanımdaki asistan arkadaşım beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Üstümde bir sörf elbisesi, ayağıma üç numara büyük ödünç paletlerle o gün hayatımda hiç dalmadığım bir mesafeye dalarak Türkiye ikincisi oldum. Sudan çıktığımda kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyordum. Ve benimle birlikte sevinen alkışlayan dostlarım. O anı unutamam.

Yarışmalara katılırken nasıl bir hazırlanma sürecinden geçiyorsun?

Geçmem gereken hazırlanma sürecinin ideali, benim yapabildiğimin 4-5 katı yoğunlukta. Çalıştığım için vakit ayıramıyorum. Buraya bir parantez açıp şunu da eklemek isterim: bir mesleğim olmasından son derece memnunum. İlk malzemelerimi, eğitimlerimi çalışıp kazandığım parayla aldım. Öte yandan, içinden çıkmaya korktuğum bir “konfor alanım” yok, ihtiyaçlarımı karşılayacağım derecede ekonomik özgürlüğüm var, o kadar. Antrenmanlarımı örneğin. Bir seneye yayarak yaptığım antrenmanlar; havuz, kara ve deniz aşamalarından oluşuyor. İş yerinde öğle aralarında statik antrenmanlarımı yapmaya çalışıyorum; nefeslenme, esneklik gibi. Akşamları sudaki ve karadaki kondisyonuma yönelik çalışıyorum. Özel hocalarım var. Onlarla bir araya gelebildikçe de performansımı ölçüyoruz. Nihayetinde de senelik iznimi alıp yılda bir kere derinlik antrenmanı yapıp hemen ardından yarışmaya gidiyorum. Türkiye’de derinlik antrenmanı yapmak çok zor çünkü güvenlik ve uygun koşulları her daim sağlayamıyorsunuz. Sporcular bu nedenle sene boyunca uygun iklimlerdeki denizlere ve okullara giderek dünyayı dolaşıyor. İkisi de birbirinden masraflı ama yine de spor çok bilindik olmadığı için bu iş burada daha zor. Ben de ilk defa geçen sene çalıştığım kurumun da desteğiyle iki haftalığına Mısır’a gittim ve ilk şampiyonluğum da bundan sonra geldi. Bir havayolu ulaşımı sponsorunun pek çok sorunumu çözeceğini düşünüyorum. En zoru o ülkelere gidebilmek çünkü.

Geçirdiğin kazadan sonra spor hayatın bu durumdan nasıl etkilendi?

Tek kelimeyle özetleyebilirim: pozitif. Bir anda hayatta yapmaktan en çok keyif aldığım şeyi kaybettim ve korkumu yenerek geri kazandım. Bundan daha büyük bir motivasyon olamaz. Hedeflerimi büyütmeye başladım ve artık durmayacağımı biliyordum. Serbest dalışta senede bir kere dalarak derinleşmek gerçekten çok zor. Bu sporla uğraşanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. Fakat adım adım, çok çalışarak, birebir rekabete girmeden ama yarışmaktan da geri durmayarak kendimi geliştirdim. Zorlukların insanı daha çok motive etmek gibi de bir avantajı var. Daha ciddi bir hasar alsaydım da yine suda olmaya çalışırdım. Bizim branşımızda da her branşta olduğu gibi engel tanımayan birçok özel gereksinimli sporcu var. Sınırlar zihnimizde, yeter ki yaşama sevincimizi kaybetmeyelim.

Temmuz ayında bir rekor denemesi yapacaksın. Bize biraz da bundan bahseder misin?

Temmuz ayında yapmayı umuyoruz.Bu hayali 17 yaşında kurdum, hedefimi ise 2016 yılında koydum. Çok ciddi emek ve maddi destek isteyen bu organizasyonun bütçesi hala tam değil. Bir sponsorum yok. Şimdiye kadar sadece malzeme desteği bulabildim. Fakat gönüllü bir ekibim var ve bana inanan dostlarım. Baştan sona her detayla ilgileniyorum. Performans olarak hazırım, diğer her şey de yoluna girecek, inanıyorum. Evrenin çalışanı her zaman ödüllendirdiğini düşünüyorum. Yeter ki yola çıkılsın. Ben çıktım. 

Kaynak: TRT SPOR